AYNADAKİ BALIK

Ana Fikir: Kendini kandırmak, yalnızlığa giden yoldur.

1. Bölüm: Aynanın Sessizliği

Bir zamanlar, dev bir göletin kalbinde yaşayan küçük ama meraklı bir balık vardı. Adı Mira idi. Parlak pulları, gün ışığında gümüş gibi parıldar; yüzgeçleri suyu zarifçe dalgalandırırken adeta dans ederdi. Ancak Mira’nın en dikkat çekici özelliği, su yüzeyine olan düşkünlüğüydü.

Her sabah, güneş göletin üstüne doğduğunda Mira suyun yüzeyine çıkar, kendine bakardı. Suyun durgun yüzeyi bir ayna gibi ona yansımasını gösterirdi. O yansımada bir başkası varmış gibi hissederdi. Zekiydi, güzeldi ve kesinlikle yalnız değildi; çünkü karşısında ona bakan “bir balık daha” vardı.

“O da ben gibi düşünüyor olmalı,” diye geçirdi içinden. “Belki de konuşabiliriz.”

Ve Mira, her sabah yansımasına konuşmaya başladı. İlk başta kısa cümleler fısıldadı:

“Günaydın… Bugün nasılsın?”

Karşılık, yalnızca sudaki kıpırtıydı.

Zamanla yansımasına daha da bağlandı. Ona hikâyeler anlattı, sırlarını paylaştı. Yalnız kaldığında, suya çıkıyor ve o tanıdık yüze konuşuyordu. O yüz hiç cevap vermedi. Ama Mira, bu sessizliği anlayış olarak yorumladı.

“Belki de benim gibi utangaçtır,” diye düşündü. “Ama kesin beni anlıyor.”

2. Bölüm: Gerçek ve Yalan Arasında

Günlerden bir gün, gölette ani bir rüzgar esti. Dallar suya düştü, yüzey bulanıklaştı. Mira, her zamanki gibi yansımasına gidecekti ama yüzey artık bir ayna değildi. Kırılmış bir cam gibi, karışık ve çarpık görüntüler sundu ona. Kendi yüzünü göremedi.

“Sen neredesin?” diye seslendi. “Neden saklandın benden?”

Ama cevap yoktu.

Panikledi. Göletin her yanını aradı ama “o balık” artık yoktu. Su berrak olmadıkça Mira yansımasını göremeyeceğini anlamıştı. Bu basit gerçeğin onun dünyasında yarattığı çöküşse oldukça büyüktü. İlk defa gerçek yalnızlıkla yüzleşti.

Bir çınar ağacının altında bekleyen yaşlı bir kaplumbağa vardı, adı Kavra. Her şeyi gören ve nadiren konuşan biriydi. Mira, suyun kıyısında ağlarken Kavra yanına geldi.

“Ne oldu, küçük dostum?” diye sordu.

Mira başını kaldırmadan cevapladı: “Arkadaşım kayboldu… Onu sudaki aynada görürdüm. Ama şimdi… şimdi yok!”

Kavra gözlerini kısmıştı. “O ‘arkadaş’… yalnızca senin yansımandı. Hep sendin. Hep yalnızdın.”

Mira bunu kabullenemedi. “Hayır, hayır! O beni dinlerdi… beni anlardı…”

Kavra uzun bir suskunluktan sonra söyledi: “Bazen en büyük yalnızlık, kendini dinliyormuş gibi yaparken başkalarının sesini unutmaktır.”

3. Bölüm: Yansımanın Ardında

Mira ilk defa göletin altına inmeye karar verdi. Suyun derinliklerine indikçe, yosunların arasına gizlenmiş başka canlılarla karşılaştı. Ama yıllarca yalnız yaşamış olmanın verdiği mesafe, onun içe dönüklüğünü daha da artırmıştı.

Bir grup su kaplumbağası oyun oynuyordu. Mira yanaştı ama bir türlü konuşacak cesareti bulamadı. Geri çekildi. Bir karabalık sürüsü av peşindeydi. Yaklaşamadı.

En sonunda, göletin en karanlık köşesinde yaşayan bir yılanbalığı ona şöyle dedi: “Neyi arıyorsun, balık? Kendi suretinin sana verdiği sıcaklığı mı? Yoksa gerçekten birini mi?”

Mira cevap veremedi. Çünkü ilk defa ne aradığını bilmiyordu. Kendini mi, bir başkasını mı? Yoksa sadece bir yankıyı mı?

4. Bölüm: Gölette Değişim

Zaman geçti. Mira artık her gün yansımayı görmek için yukarı çıkmıyordu. Onun yerine, diğer balıkların davranışlarını izliyor, onların arasına karışmaya çalışıyordu.

Bir gün genç bir balık, göletin yukarısındaki insan köprüsünden düşen çöpü inceledi. Camdan bir parça suyun içine batmıştı. Mira yaklaştı. Yine yansımasını gördü. Ama bu kez tepki vermedi. Sadece baktı. Sonra genç balığa döndü:

“Bu sadece bir cam parçası. Sadece dışını gösterir. İçini asla.”

Genç balık anlamasa da başını salladı. Mira dönüp diğerlerine katıldı. İlk defa yansımanın ötesine geçmişti.

5. Bölüm: Gerçek Arkadaşlık

Mira, bir gün kıyıya yaklaşırken başka bir balıkla karşılaştı. Sarı pulları, neşeli gözleri olan biri: Livo.

“Merhaba!” dedi Livo. “Yeni mi geldin bu tarafa?”

Mira bir an tereddüt etti. Sonra başını salladı. “Hayır… Sadece bu kez gerçekten konuşmak istiyorum.”

Ve konuştular. İlk defa Mira’yı birisi dinledi, cevap verdi. Onunla güldü. Onunla sustu. Ve Mira, konuşmanın ne demek olduğunu hatırladı.

Livo şöyle dedi: “Yalnız kalmak başka, yalnız olduğunu sanmak başka şey. Kendinle konuşurken, bir başkasını duyamazsın.”

Mira gülümsedi. “Sanırım ben hep kendime konuşmuşum. Gerçek bir sesi duymayı unutmuşum.”

6. Bölüm: Sonsuzlukta Kırılan Ayna

Bir gece, göletteki su yine duruldu. Ay tepede parlıyordu. Mira su yüzeyine çıktı. Yansımasını gördü. Ama bu kez onunla konuşmadı.

“Sen bendin,” dedi sessizce. “Ama beni yalnızlığa sürükledin.”

Su yüzeyine bir taş düştü. Yansıma bozuldu. Mira dönüp gitti. Bu defa geri dönmedi. Çünkü artık yansımanın değil, karşılıklı bakışların olduğu bir dünyaya aitti.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top