Aynadaki Yabancı

Aynadaki Yabancı


Sabahın solgun ışığında uyanır,
Titrek ellerle perdeyi aralar.
Aynaya yaklaşır sessizce —
Kimi görürse, bir adım geri atar.

Çizgiler vardır artık her hatta,
Yılların izleri, acının taşları.
Bir çift göz… içi boş mu, dolu mu?
Yorgunlukla sıvanmış duvarları.

Her sabah sorar kendine usulca:
“Bu yabancı ben miyim hâlâ?”
Bir zamanlar gençliğin aynasında
Parlayan gözler, nerede şimdi ya?

O gözlerde saklı korkular,
Yarına kalmış cevaplar,
Ve bastırılmış özlemlerle
Silinmiş zamanın hatıralar.

Kendiyle baş başa kalır yeniden,
Bir iç çekişle döner yüzünü.
Ama giderken duyar aynadan
Yankılanan: “Ben sensin, dününü.”

Sabahın ilk ışığıyla uyanır adam,
Adımları sessiz, gölgesi yorgun.
Aynaya bakar titrek bir solukla
Tanıyamadığı bir yüz karşısında.

Çizgiler, zamanın kaleminden dökülmüş,
Her biri bir susuşun hatırası.
Göz çukurlarında saklı korkular,
Ve özlemler — bastırılmış, derin, sessiz.

Bir sabah daha, aynı yorgun bakış
Yine sorar içinden: “Bu kim?”
Dudaklar kımıldamaz, ama
Ruhu haykırır: “Ben miyim bu yabancı?”

Zaman, bir yankı gibi döner aynada
Her anı, silinmiş bir mektup gibi.
Kendinden uzak, kendine yakın
İç içe geçmiş bin parça kimlik.

Ve sonunda, sadece sessizlik kalır
Bir yüz, bir soru, bir gölge.
Her sabah başa dönen bir ritüel:
“Bu yabancı ben miyim?”


Açıklama

“Aynadaki Yabancı”, zamanın insana kattığı yükleri, yaşlanmanın fiziksel ve ruhsal izlerini ve kimlik sorgulamasını derinlikli bir şiir diliyle işler. Şiirde sabahın erken saatlerinde aynaya bakan bir adamın, gördüğü yansıma karşısında yaşadığı içsel çalkantı ve yabancılaşma anlatılır. Bu basit bir bakış değil; varoluşsal bir sorgulamanın kapısını aralayan bir yüzleşmedir.

Şiirin merkezinde, ayna hem bir yansıma hem de bir iç hesaplaşma alanıdır. Yılların yükü yalnızca yüzdeki çizgilerle sınırlı değildir; gözlerin derinliğine sinmiş korkular, bastırılmış özlemler ve hatırlanmak istenmeyen anılar da bu yüzleşmeye eşlik eder. Her sabah yinelenen “Bu yabancı ben miyim?” sorusu, bireyin zamanla ve benliğiyle kurduğu karmaşık ilişkiyi temsil eder.

Şiirde kullanılan imgeler — “çizgiler”, “gözler”, “yansıma” — hem gerçekliği hem de iç dünyayı eşzamanlı işler. Aynadaki yansımanın neredeyse bir başka varlığa dönüşmesi, bireyin kendisiyle olan ilişkisinde zamanla oluşan mesafeyi ve kopuşu vurgular. Son kıtadaki “Ben sensin, dününü” yankısı ise bu yabancılaşmanın, geçmişle bağ kurulduğunda anlam bulabileceğini ima eder.

Bu şiir, insanın iç dünyasını ve zamanla değişen kimliğini yalın ama derin bir şekilde anlatan bir kimlik monoloğudur.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top