Trajedi

Yalnızlığın Ressamı

Giriş: Işığın Gölgesinde Bir HayatRessam Kerem, küçük bir sahil kasabasında, denize nazır bir kulübede yaşıyordu. Otuzlu yaşlarının sonundaydı, ama gözlerindeki ışık, her geçen gün soluyordu. Yıllar önce, bir doktor ona acı haberi vermişti: “Gözlerin, yavaş yavaş görme yetisini kaybedecek. Buna准备好 (hazırlıklı ol).” Kerem, bu haberi aldığında dünyası kararmıştı; ama resme olan tutkusu, onu hayata bağladı. […]

Trajedi

Aşkın ve İhanetin Kıskacında

Giriş: Yeminlerin GölgesindeEylül’ün son günleriydi. Rüzgâr, savaşın kokusunu taşıyordu. Genç bir çift, Altan ve Elif, köylerinin meydanındaki asırlık çınar ağacının altında birbirlerine sarılmış, gözyaşlarıyla vedalaşıyordu. Altan, askere çağrılmıştı; sınırda patlak veren savaş, onları ayırmıştı. Elif, Altan’ın ellerini sıkıca tuttu ve “Sana sadık kalacağım,” dedi, “Ne olursa olsun, seni bekleyeceğim.” Altan, onun alnına bir öpücük kondurdu

Trajedi

Kayıp Evlat ve Bitmeyen Matem

Giriş: On Yılın GölgesindeKara bir geceydi, on yıl önce. Selim, küçük oğlu Efe’yi elinden sıkıca tutmuş, köy panayırında geziyordu. Efe, beş yaşında, gözleri yıldız gibi parlayan bir çocuktu. Panayırın kalabalığında bir anlık dalgınlık, Selim’in hayatını altüst etti. Efe, bir anda kayboldu. Selim, saatlerce, günlerce, aylarca aradı. Köyün sokakları, ormanlar, komşu kasabalar… Ama Efe’den iz yoktu.

Trajedi

Tanrıların Gazabı ve Ölümlü Gurur

Giriş: Kaderin Gölgesindeki KralKral Arion, Elysia’nın altın tahtında oturuyordu. Halkı ona “Güneşin Oğlu” diyordu; çünkü savaşta yenilmezdi, aklı keskin, iradesi demir gibiydi. Ancak Arion’un kalbi, tanrılara karşı bir isyan ateşiyle yanıyordu. Tanrılar, onun yükselişini kıskanıyordu; çünkü bir ölümlü, onların kudretine meydan okuyordu. Arion, tanrıların lanetini hiçe sayarak, “Ben kaderimi kendim yazarım!” diye haykırmıştı. Bu sözler,

Şiir

Rüyaları Eken Adam

Bir tarlaya düşer adamın gölgesi,Gün batarken ellerinde tohumlar…Ne buğday ne arpa —Ektiği şey yalnızca rüyalardır. Her atılan tanede bir umut,Toprağın derinliğinde kaybolur sessizce.Yağmur bekler, rüzgârı dinler,Karanlıkta büyüsün diye hayaller. Sevdayı eker belki,Ya da unutulmuş bir çocukluğun neşesini.Ama hasat zamanı geldiğinde,Tarlada yeşeren sadece yalnızlıktır. Çünkü bazı tohumlarFilizlenmez hiçbir mevsimde.Ama yine de eker adam —Belki şiirin özü

Şiir

Son Mektup

Sararmış bir zarf, açılmadan bekler,Zaman bile unutmuş adresini.Belki bir veda, belki geç kalmış bir itiraf,Mühürlenmiş suskun bir geceden. Mürekkebi dağılmış cümlelerZor okunan bir geçmişi fısıldar.Kelimeler titrek, sanki pişmanlıkla yazılmış,Bir daha asla yazılamayacak kadar. Rafın köşesinde unutulmuş o mektupKimi zaman bir elin uzanışını bekler,Ama çoğu zaman sadece sessizliğe eşlik ederTozla örtülmüş kelimelerin içinde. Bir kalp susar,

Şiir

Sokak Lambasının Altında Aşk

Yağmur iner sessizce,Sokak lambası titrek bir kalp gibi yanar.İki yalnız gölge yaklaşır birbirine,Islak kaldırımlar tanık olur aşka. Dokunmazlar konuşmadan önce,Bakışları yeter fısıltıya.Bir avuç sıcaklıkla çözülürYılların suskunluğu, birkaç damlada. Lambanın ışığı sığmaz geceye,Ama onların kalbine sığar dünya.Bir kelime söylenmez,Çünkü aşk en çok sustukça anlar. Kırık dökük cümlelerin yerineBir elin yanağa dokunuşu düşer.Ve o an — zaman

Şiir

Gece Kütüphanesi ve Yalnız Okur

Gece çökerken raflar suskun,Sayfalar yorgun bir fısıltı gibiTek başına bir adamKitapların arasında kaybolur. Her harf bir aynadır ona,Her cümle bir soru, bir iz.Ciltlerin tozunda saklı kalanUnutulmuş şiirleri arar sessizce. Okudukça kendini didikler,Sözcüklerde gizli hayaletleri,Geçmişin dip notlarını ararKalbinin kıvrımlarında. Kütüphane bir mabede döner,Yalnızlıkla kutsanmış bir mekân.Ne zaman biter bu arayış?Ne zaman kapanır içteki kitap? O gece

Şiir

Gökyüzünü Bekleyen Çocuk

Uzanır gözleri bulutlara çocuk,Bir kuşun kanadında kaybolur düşleri.Gökyüzünde asılı kalan bir heves gibi,Bekler—hiç gelmeyecek bir cevabı. Toprağa oturmuş, elleri dizlerindeYüzünde rüzgârın çizdiği hayal kırıkları,Yıldızlara sorar sessizce:“Bir gün ben de uçar mıyım?” Hayalleri pamuk gibi dağılır göğe,Her biri bir umut, bir merak, bir yalnızlık.Maviyle gri arasında soluk bir hayalDudaklarında çocukça bir soru: “Neden?” Bir martı geçer

Şiir

Kırık Pencere ve Yağmur

Kırık bir camdan içeri süzülenYağmur damlaları anlatır geçmişi.Her damla bir anı, bir sızı gibiDuvar çatlaklarında yankılanır. Rutubet kokar terkedilmişlik,Nemli duvarlarda suskun haykırışlar.Bir zamanlar gülüş taşıyan odalarŞimdi yankıyla çürür yalnızlıktan. Kimi zaman bir çocuk ağlamasıGibi titrek bir ses dolaşır köşelerde.Kimi zaman bir eski şarkıYaralı duvarlardan sızar geceye. Zaman, bu evde durmuş gibidir,Ama anılar hâlâ gezinir odalarda.Yağmur

Scroll to Top