“Sessiz Çığlık” adlı bu enstalasyon mural, kentlerin görsel ve işitsel kaosunu poetik bir biçimde yorumluyor. Gürültünün en yoğun yaşandığı otoyol kenarına uygulanan bu çalışma, yalnızca estetik bir müdahale değil, aynı zamanda bir ses-mekân ilişkisi deneyimi sunuyor. Renkli ses dalgalarıyla bezenmiş duvar, sadece göze değil kulağa da hitap ediyor; çünkü bu mural, ses yalıtım ve yönlendirme teknolojilerini entegre eden bir ses heykelidir.
Ana form, belirli frekanslarda duvar yüzeyinden yayılan titreşimli ses dalgalarıyla şekillenmiştir. İzleyicinin algılayabileceği frekans aralıklarında aktif hale gelen bu duvar, özellikle otoban trafiğinin ritmiyle senkronize edilmiş bir şekilde ses tepmesi üretmektedir. Böylece, “gürültü kirliliği” sorununa farkındalık kazandırmakla kalmaz, onu dönüştürerek akustik bir hafızaya dönüştürür.
Görsel olarak ise duvarda kullanılan ses dalgası desenleri, sıcak-soğuk renk geçişleriyle insan duygularının geniş skalasını temsil eder. Alev kırmızısından huzur mavisine, her renk belirli bir frekansı temsil eder. Bu ses grafikleri, akustik formlarla kabartmalı şekilde boyanmış, bazı bölgelere ise 3D baskı teknikleriyle akustik köpük uygulamaları yapılmıştır. Geceleri ise muralin LED çizgileri, belirli frekansları algılayarak parlamaya başlar ve şehre bir tür görsel sesli sinyal verir.
“Sessiz Çığlık”, dijital sanat, kent tasarımı ve sosyal farkındalığın birleşiminden doğan bir sessizlik anıtıdır. Gürültüyü estetik bir dile dönüştürürken, aynı zamanda bizi şehrin akustik sorumluluğuyla yüzleştirir.
