felsefe

Dünyadan Sanat

“Parthenon’da Felsefenin Altın Işığı”

“Yunanistan – ‘Parthenon’un Göğsünde Felsefe’” adlı bu muhteşem sanat eseri, izleyiciyi antik Yunan dünyasında zamansız bir yolculuğa çıkarıyor. Parthenon’un ihtişamlı sütunları arasında gezinen antik tanrıların gölgeleri, tarih ve mitolojinin derinliklerinde dolanan bir hikaye anlatıyor. Bu dramatik sahnede, tanrılar ve insanlar arasındaki kadim bağlar adeta canlanıyor. Sanatçının ustalıkla tasvir ettiği bu kompozisyonun merkezinde, Yunan felsefesinin babası […]

Dini ve Mitolojik Resim

Şeb-i Arus’un Kozmik Dansı

(Promt:) “Mevlana’nın ölüm gecesini mikrokozmos-makrokozmos bütünlüğünde betimleyen mistik bir tablo: Dönen dervişlerin sema halkası, Hubble teleskopuyla çekilmiş nebulalarla iç içe geçmiş. Her dönüşte atomik parçacıklar ve galaksiler açığa çıkıyor. Altın varakla işlenmiş Fars minyatürü detayları, quantum noktalarıyla kesişiyor.”resim oluştur.400 kelimelik bir açıklama ve virgüllerle ayrılmış TAG ver “Şeb-i Arus’un Kozmik Dansı,” Mevlana’nın ölüm gecesini, yani

Fabl

“Kum Saati ve Sonsuzluk”

Zamanın ötesinde bir yerde, antik bir kütüphanenin rafları arasında unutulmuş bir kum saati vardı. Altın çerçevesi tozla kaplı, camı puslanmıştı. İçindeki incecik kum taneleri, belki de yüzyıllardır aynı yerde asılı duruyordu. Kütüphanenin diğer sakinleri – tüylü mürekkeple yazılmış elyazmaları, deri ciltli kitaplar, pirinçten yapılma pusulalar – onun varlığını neredeyse unutmuştu. Ta ki bir gün, yeni

Fabl

“Rüzgârın ve Dağın Diyaloğu”

Gökyüzünün altında, uçsuz bucaksız bir vadide, iki kadim varlık yüzyıllardır birbirine meydan okuyordu: Biri, yeryüzünün en sabırlı bekçisi olan devasa Dağ; diğeri, hiç durmadan dünyayı dolaşan asi Rüzgâr. Dağ, binlerce yıldır aynı yerde dimdik duruyor, mevsimler değişirken bile yerinden kıpırdamıyordu. Rüzgâr ise ona her fırsatta alay ediyordu: “Ne kadar sıkıcısın!” diye haykırıyordu sert esintilerle. “Ben

Fabl

“Kütüphanenin Konuşan Kitapları”

Gri taşlardan örülü büyük bir kütüphane, şehrin en sakin köşesinde yüzyıllardır duruyordu. Raflarında altın yaldızlı ciltler, solmuş deri kapaklar ve henüz açılmamış sayfalar saklıydı. İnsanlar gelir, sessizce kitapları karıştırır, bazılarını alıp götürür, çoğunu ise yerine bırakırdı. Ta ki bir gece, kitaplar artık sessiz kalmaya karar verene kadar… Bölüm 1: İsyan Gecesi Kütüphanenin kapıları kapanır kapanmaz,

Fabl

İsyanın Doğuşu

Güneş, gökyüzünde tam tepedeyken Narcis, yine kendi güzelliğini seyrediyordu. Gölge, bu kez alışılmadık bir şey yaptı: “Artık yeter!” dedi, keskin bir sesle. Narcis irkildi, etrafına bakındı. “Kim konuştu?” “Ben,” dedi gölge, yerde uzanan karanlık leke. “Senin gölgen. Yıllardır peşinden sürükleniyorum. Hiçbir seçim hakkım yok. Nereye gidersen gideyim, seninle gelmek zorundayım. Ama artık buna bir son vermek istiyorum.” Narcis güldü. “Saçmalama!

Scroll to Top