sessizlik

Manzara Resmi

Venedik Gün Batımı

Bu fotoğraf, dünyanın en romantik şehirlerinden biri olan Venedik’in kanallarında gün batımının büyüleyici anını ölümsüzleştiriyor. Gökyüzünü boyayan pastel tonlardaki pembeler ve turuncular, su yüzeyinde yumuşak bir şekilde yansıyarak tablo gibi bir manzara yaratıyor. Kanaldaki gondollar, adeta zamanın yavaşladığı bu ana tanıklık ederken, izleyene huzur ve nostalji duygusu aşılıyor. Tarihi binaların gölgeleri suya düşerken, sokak lambaları […]

Trajedi

Gölgelerin Şarkısı

Giriş: Ölümcül Bir MelodiMüzisyen Eren, kasabanın en yetenekli kemancısıydı. Notaları, dinleyenlerin ruhunu okşar, kalplerini titretirdi. Ancak Eren’in içinde, derin bir karanlık vardı. Yıllar önce, ailesini bir salgında kaybetmiş, yalnızlıkla tanışmıştı. Bu yalnızlık, onun müziğine yansımıştı; her notasından hüzün damlıyordu. Eren, bir gün kasabaya gelen bir gezginden, “Gölgelerin Şarkısı” adında bir melodi duydu. Bu melodi, dinleyicisini

Şiir

Rüyaları Eken Adam

Bir tarlaya düşer adamın gölgesi,Gün batarken ellerinde tohumlar…Ne buğday ne arpa —Ektiği şey yalnızca rüyalardır. Her atılan tanede bir umut,Toprağın derinliğinde kaybolur sessizce.Yağmur bekler, rüzgârı dinler,Karanlıkta büyüsün diye hayaller. Sevdayı eker belki,Ya da unutulmuş bir çocukluğun neşesini.Ama hasat zamanı geldiğinde,Tarlada yeşeren sadece yalnızlıktır. Çünkü bazı tohumlarFilizlenmez hiçbir mevsimde.Ama yine de eker adam —Belki şiirin özü

Şiir

Son Mektup

Sararmış bir zarf, açılmadan bekler,Zaman bile unutmuş adresini.Belki bir veda, belki geç kalmış bir itiraf,Mühürlenmiş suskun bir geceden. Mürekkebi dağılmış cümlelerZor okunan bir geçmişi fısıldar.Kelimeler titrek, sanki pişmanlıkla yazılmış,Bir daha asla yazılamayacak kadar. Rafın köşesinde unutulmuş o mektupKimi zaman bir elin uzanışını bekler,Ama çoğu zaman sadece sessizliğe eşlik ederTozla örtülmüş kelimelerin içinde. Bir kalp susar,

Şiir

Sokak Lambasının Altında Aşk

Yağmur iner sessizce,Sokak lambası titrek bir kalp gibi yanar.İki yalnız gölge yaklaşır birbirine,Islak kaldırımlar tanık olur aşka. Dokunmazlar konuşmadan önce,Bakışları yeter fısıltıya.Bir avuç sıcaklıkla çözülürYılların suskunluğu, birkaç damlada. Lambanın ışığı sığmaz geceye,Ama onların kalbine sığar dünya.Bir kelime söylenmez,Çünkü aşk en çok sustukça anlar. Kırık dökük cümlelerin yerineBir elin yanağa dokunuşu düşer.Ve o an — zaman

Şiir

Gece Kütüphanesi ve Yalnız Okur

Gece çökerken raflar suskun,Sayfalar yorgun bir fısıltı gibiTek başına bir adamKitapların arasında kaybolur. Her harf bir aynadır ona,Her cümle bir soru, bir iz.Ciltlerin tozunda saklı kalanUnutulmuş şiirleri arar sessizce. Okudukça kendini didikler,Sözcüklerde gizli hayaletleri,Geçmişin dip notlarını ararKalbinin kıvrımlarında. Kütüphane bir mabede döner,Yalnızlıkla kutsanmış bir mekân.Ne zaman biter bu arayış?Ne zaman kapanır içteki kitap? O gece

Şiir

Kırık Pencere ve Yağmur

Kırık bir camdan içeri süzülenYağmur damlaları anlatır geçmişi.Her damla bir anı, bir sızı gibiDuvar çatlaklarında yankılanır. Rutubet kokar terkedilmişlik,Nemli duvarlarda suskun haykırışlar.Bir zamanlar gülüş taşıyan odalarŞimdi yankıyla çürür yalnızlıktan. Kimi zaman bir çocuk ağlamasıGibi titrek bir ses dolaşır köşelerde.Kimi zaman bir eski şarkıYaralı duvarlardan sızar geceye. Zaman, bu evde durmuş gibidir,Ama anılar hâlâ gezinir odalarda.Yağmur

Şiir

Kayıp Zamanın Melankolisi

Bir saat kulesi suskun durur,Gölgesi geçmişe uzanır,İçinde donmuş zamana bürünmüşBir adam… silik hatıralarla yanan. Avuçlarında sararmış yapraklar,Her biri bir mevsimden düşme anı,Bir sevda, bir çocukluk kahkahası,Bir vedanın soğuk izi… kanı. Gözlerinde çalkalanan boşluk,Rüzgârla savrulan bir iç çekiş,Her düşen yaprakla eksilir,Kendi içinden göçer yavaşça. Saatler çalmaz artık,Tıkırtılar içe işler,Dakikalar kanayan dize olurVe şair, sustukça söyler. Zamanın

Makale

Bilge Karasu’da Dil ve Şiddet: Ne Kitapsız Ne Kedisiz’deki Dil Eleştirisinin Jacques Derrida’nın Différance Kavramı ve George Steiner’ın Dil ve Sessizlik Teorileri Işığında Çözümlenmesi ve Gece Metnindeki Suskunluk Stratejilerinin Türkçe’nin Siyasi Şiddet Karşısındaki Sınırlarını Temsili

Giriş Bilge Karasu, Türk edebiyatında dilin sınırlarını zorlayan, modernist ve postmodernist bir çizgide eserler üreten en önemli yazarlardan biridir. Karasu’nun metinleri, dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bireyin iç dünyasını, toplumsal travmaları ve siyasi şiddeti yansıtan bir alan olduğunu gösterir. Ne Kitapsız Ne Kedisiz (1990), Karasu’nun deneme türündeki eserlerinden biridir ve dil eleştirisi

Fabl

“Kütüphanenin Konuşan Kitapları”

Gri taşlardan örülü büyük bir kütüphane, şehrin en sakin köşesinde yüzyıllardır duruyordu. Raflarında altın yaldızlı ciltler, solmuş deri kapaklar ve henüz açılmamış sayfalar saklıydı. İnsanlar gelir, sessizce kitapları karıştırır, bazılarını alıp götürür, çoğunu ise yerine bırakırdı. Ta ki bir gece, kitaplar artık sessiz kalmaya karar verene kadar… Bölüm 1: İsyan Gecesi Kütüphanenin kapıları kapanır kapanmaz,

Scroll to Top