zaman

Karakalem

Zamanın ağırlığıZamanın ağırlığını taşıyan figüratif bir kadın silüetiZamanın ağırlığı

Bu karakalem çalışmada, zamanın sembolik ağırlığını taşıyan figüratif bir kadın silüeti betimlenmiştir. Figür, başını hafifçe öne eğmiş bir halde, omuzlarının üzerinde zincirlerle bağlı büyük saat dişlileriyle ayakta durmaktadır. Dişliler doğrudan bedene entegre değildir; aksine, arka planda yer alan soyut bir mekanik düzeneğin parçaları gibi görünürler. Bu ayrım, bireyin zamanla olan ilişkisini, fiziksel değil ama ruhsal […]

Dünyadan Sanat

Floransa Rüyası: Canlanan Rönesans

“Floransa’da Zaman Donduğunda” adlı eser, izleyiciyi tarihin ve sanatın göz kamaştırıcı bir kesişimine davet eder. İtalya’nın kalbi Floransa’da, Medici Sarayı’nın zarif tavanı altında yer alan bu sahne, Rönesans döneminin tanrılarının canlandığı bir anı ölümsüzleştirir. Sanatçının ustalığı, izleyiciyi görkemli bir zaman yolculuğuna çıkararak, tarih ve mitolojinin iç içe geçtiği bu büyüleyici alemde kaybolmaya davet eder. Tavan

Şiir

Son Mektup

Sararmış bir zarf, açılmadan bekler,Zaman bile unutmuş adresini.Belki bir veda, belki geç kalmış bir itiraf,Mühürlenmiş suskun bir geceden. Mürekkebi dağılmış cümlelerZor okunan bir geçmişi fısıldar.Kelimeler titrek, sanki pişmanlıkla yazılmış,Bir daha asla yazılamayacak kadar. Rafın köşesinde unutulmuş o mektupKimi zaman bir elin uzanışını bekler,Ama çoğu zaman sadece sessizliğe eşlik ederTozla örtülmüş kelimelerin içinde. Bir kalp susar,

Şiir

Kayıp Zamanın Melankolisi

Bir saat kulesi suskun durur,Gölgesi geçmişe uzanır,İçinde donmuş zamana bürünmüşBir adam… silik hatıralarla yanan. Avuçlarında sararmış yapraklar,Her biri bir mevsimden düşme anı,Bir sevda, bir çocukluk kahkahası,Bir vedanın soğuk izi… kanı. Gözlerinde çalkalanan boşluk,Rüzgârla savrulan bir iç çekiş,Her düşen yaprakla eksilir,Kendi içinden göçer yavaşça. Saatler çalmaz artık,Tıkırtılar içe işler,Dakikalar kanayan dize olurVe şair, sustukça söyler. Zamanın

Makale

Tanpınar’da Zaman-Mekân: Edebiyat Üzerine Makaleler’deki Zaman ve Mekân Kavramlarının Henri Bergson’un Süre Teorisi ve Gaston Bachelard’ın Mekânın Poetikası ile İlişkilendirilmesi ve Huzur Romanındaki İstanbul Tasvirlerinin Tanpınar’ın Üçüncü Mektep Makalesindeki Estetik Prensiplerle Bağlantısı

Giriş Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatında zaman ve mekân kavramlarını derinlemesine işleyen, bu kavramları estetik ve felsefi bir boyutta ele alan en önemli yazarlardan biridir. Edebiyat Üzerine Makaleler (1969) adlı eserinde, Tanpınar, zaman ve mekânı, edebi yaratıcılığın temel unsurları olarak değerlendirir; bu kavramlar, onun hem kuramsal hem de edebi üretiminde merkezi bir rol oynar. Tanpınar’ın

Fabl

“Kum Saati ve Sonsuzluk”

Zamanın ötesinde bir yerde, antik bir kütüphanenin rafları arasında unutulmuş bir kum saati vardı. Altın çerçevesi tozla kaplı, camı puslanmıştı. İçindeki incecik kum taneleri, belki de yüzyıllardır aynı yerde asılı duruyordu. Kütüphanenin diğer sakinleri – tüylü mürekkeple yazılmış elyazmaları, deri ciltli kitaplar, pirinçten yapılma pusulalar – onun varlığını neredeyse unutmuştu. Ta ki bir gün, yeni

Fabl

“Kurşun Kalem ile Silginin Hikâyesi”

Bir yazı masasının üzerinde, eski bir defterin yanında duran iki arkadaş vardı: Kurşun Kalem ve Silgi. Kalem, her gün sayfalara harikalar yaratıyor, Silgi ise onun hatalarını sessizce temizliyordu. Ta ki bir gün, Kalem’in kibri yüzünden aralarındaki denge bozulana kadar… Bölüm 1: Mükemmeliyetin İnşası Kurşun Kalem, incecik gövdesini gururla dik tutarak sayfaya dokundu. Her hareketiyle kâğıda

Fabl

“Rüzgârın ve Dağın Diyaloğu”

Gökyüzünün altında, uçsuz bucaksız bir vadide, iki kadim varlık yüzyıllardır birbirine meydan okuyordu: Biri, yeryüzünün en sabırlı bekçisi olan devasa Dağ; diğeri, hiç durmadan dünyayı dolaşan asi Rüzgâr. Dağ, binlerce yıldır aynı yerde dimdik duruyor, mevsimler değişirken bile yerinden kıpırdamıyordu. Rüzgâr ise ona her fırsatta alay ediyordu: “Ne kadar sıkıcısın!” diye haykırıyordu sert esintilerle. “Ben

Natürmort

Zamanın Sessizliği

Bu natürmortta izleyiciyi karşılayan üçlü: bir saat kumbarası, antik bir şarap sürahisi ve ciltli kitaplar. Her biri zamanın geçiciliğini ve insan bilgisinin kırılganlığını simgeler. Kum saatiyle birlikte akan zaman, kitaplarda biriken bilgelik ile yarışır; sürahi ise geçmişin lüksünü ve dünyevi zevkleri hatırlatır. Doku zenginliği, kadifemsi kumaşın gölgesinde ustaca derinleştirilmiş, Barok dönemin ışık-gölge oyunlarıyla zenginleştirilmiş bir

Scroll to Top