“Tekno-Şamanizm: Dijital Totemler” başlıklı mural serisi, günümüz kent estetiğini geçmişin mitolojik derinliğiyle birleştiren yenilikçi bir sanat yaklaşımıdır. Beton şehir duvarlarına uygulanan bu çalışmalar, elektronik atıklarla tasarlanmış neon renkli şaman figürlerini merkeze alırken, izleyiciyi hem görsel hem de dijital bir deneyime davet eder. Her figür, üzerinde yer alan QR kodlar aracılığıyla sanal gerçeklik (VR) teknolojisiyle bütünleşmiş bir mitolojik anlatıya açılır. Böylece izleyici, duvarla sınırlı kalmayan bir hikâyenin içine çekilir; fiziksel sanat dijital evrende tamamlanır.
Bu murallerde kullanılan figürler, kadim Orta Asya ve Anadolu şamanik ikonografisinden beslenmektedir. Totemik pozlar, hayvan ruhlarını simgeleyen başlıklar ve dairesel, spiral formlar gibi unsurlar; neon renkler ve çağdaş dijital grafik dokularla yeniden inşa edilmiştir. Bu sayede, izleyici hem tanıdık hem de yabancı bir yüzeyle karşılaşır; nostalji ve gelecek bir araya gelir. Elektronik atıklarla oluşturulan şaman figürleri –örneğin devre kartlarıyla bezeli kalkanlar, eski bilgisayar parçalarından yapılmış tılsımlar, led ışıklarla hareketlendirilmiş göz motifleri– doğayla bağı kopmuş kent insanına hem uyarıcı hem de sembolik bir çağrıdır.
QR kodların her biri, figürlerin anlattığı özgün bir mitolojik sahneye açılır. Bir tanesi bir göçebenin dijitalleştirilmiş rüyasını anlatırken, diğeri yapay zekâ ile konuşan bir bilge ruhun hikâyesine götürür. Bu interaktif deneyim, klasik duvar sanatının pasif izleme biçimini kırar ve katılımcıyı bir dijital ritüelin parçası hâline getirir. İzleyici yalnızca bakmaz; tarar, izler, dinler ve belki de kendi dijital mitini yaratmaya başlar.
Tekno-Şamanizm kavramı, dijital çağın ruhsal yoksunluğuna karşı bir tür estetik ve kültürel karşı duruştur. Modern bireyin kaybolduğu algoritmalar, veri yığınları ve sonsuz ekranlar içinde yönünü bulmaya çalıştığı bu çağda, dijital totemler bir pusula gibi işlev görür. Bu projedeki figürler, hem dijitalleşmenin ruhsal açılımını hem de teknolojinin insanileştirilmesini simgeler. Beton yüzeylere yansıtılan bu hikâyeler, kentsel dokuyu yalnızca süslemekle kalmaz; hafızayı, kültürü ve çağdaş bilinç arayışını da yapıların yüzeyine kazır.
Bu nedenle “Tekno-Şamanizm” muralları, yalnızca görsel değil; düşünsel ve deneyimsel bir müdahaledir. Sanatın, teknolojinin ve mitolojinin aynı çizgide buluştuğu bu proje; geçmişin sezgiselliğini geleceğin kodlarına yazan bir manifestoya dönüşür. İzleyiciye düşense, bu kodları okuma ve anlamlandırma cesaretini göstermektir.
