Bir Kurşunla Uyanan Şehir: Sütçü İmam Destanı

Bir Kurşunun İzleri

I Bir şehir uyurken hürriyetsiz, Süt satardı Uzunoluk’ta bir yiğit, Fransız çizmesi çiğnediği an, Namus, kurşun oldu o yiğidin elinde bit!

II Minareler “Allahuekber” dedi, Taş evler sırt verdi şaha kalkan atlara, Rahime’nin bayrağı, Güllü’nün yağı, Destan oldu Maraş’ın kızıl matemine katkı!

III Yirmi iki gece yandı ocaklar, Analar, beşik sallarken söyledi marşını, “Ölmeden düşmek mi? Asla!” dedi her çocuk, Toprak, kanla yoğruldu kendi aşını!

IV Bugün o taş sokaklar fısıldar hâlâ, Sütçü’nün dükkânında zaman donar, Bir mermi ki kırılmaz bu milletin şahdamarı, Destanlar, Sütçü İmam’la yeniden doğar!


GİRİŞ: MARAŞ’IN KIZIL ŞAFAĞI

Yıl 1919… Anadolu, bir yangın yeri. Bir yanda Mondros’un zehri, diğer yanda parçalanan bir imparatorluğun ağıtı. Ortasında ise taş sokaklarında tarih biriktiren bir şehir: Maraş.

Güneş doğmuyordu artık bu şehirde. Fransız süngülerinin gölgesi minarelere vurmuş, sokaklar, kadınlar, çocuklar; hepsi hürriyetin anlamını unutur olmuştu. Uzunoluk Hamamı’nın karşısında, süt satan bir adam, bu karanlığı yırtacak bir kıvılcımı kalbinde taşımaktaydı: Sütçü İmam.


BİRİNCİ BÖLÜM: KIVILCIM

  1. Zulmün Gölgesinde Bir Sabah Geceler uzun, sabahlar griydi Maraş’ta. Fransız askerleri, işgalin sadece süngüyle değil, namusla da oynanarak yapılacağını öğrettiler. Hamamdan çıkan üç kadın -Hatice, Fatma, Zeynep- başlarını eğerek ilerlerken karşılarına dikilen askerler,

— “Fermez la bouche!” diyerek yüzlerine uzandı. Peçeler sıyrılacak, hürriyet onurla değiştirilecekti.

Ama hesapta olmayan bir şey vardı: Duyulmamış bir “Dur!” sesi.

  1. “Durun!” Diyen Ses Sütçü İmam, süt kazanını bir kenara attı. Ellerindeki silah, bir tüccarın değil; bir milletin sabrının yükünü taşıyordu.

— “Bre melunlar! Bu topraklarda namus, kılıçla korunur!”

Ve o ân…

BANG!

Kurşun, sadece Çavuş Pierre’in alnına değil; işgalin kalbine saplandı. Maraş, gözünü açtı.

  1. Halkın Ateşle İmtihanı İmam kaçtı. Ama bu kaçış, korkunun değil; direnişin habercisiydi. 20 Fransız askeri, dar sokaklarda bir sütçüyle savaşa tutuştu. Tarlabaşı, Türkoğlu Çarşısı, Gümrükönü… Her adımda yeni bir haykırış:

— “Sütçü İmam vuruldu! Vatan namustur!”

Ve böylece, Maraş ayaklandı. Halkın kalbinde bir kıvılcım, Sütçü’nün silahında bir isyan taşıyordu.


İKİNCİ BÖLÜM: İSYAN ATEŞİ

  1. Şehrin Kaderi: 12 Şubat 1920 Aylarca süren çatışmalar, açlık ve soğukla sınandı halk. Ama en sonunda; camilerden tekbirler yükseldi, sokaklardan marşlar taştı. 12 Şubat sabahı, Maraş artık sadece bir şehir değil; bir destandı.
  2. Destanın Kadın Kahramanları Tayyar Rahime: Bayrağın yere serilmesine izin vermedi. Göğsünü gere gere çıktı Fransız karargâhına. Yırtılan Türk bayrağını yeniden dikti, o gün gökyüzü kırmızıya büründü.

Güllü Hanım: Evladını kaybeden bir annenin öfkesiyle, sıcak yağı Fransız mevzilerine boşalttı. Her damlası, Maraş’ın gözyaşıydı.

  1. Sütçü İmam’ın Mirası Yaralıydı. Ama ölü değildi. Zeytin Dağı’nda sığındı, nefes aldı ve son nefesinde şöyle dedi:

— “Ölürsem, kanım bayrak olsun. Dirilsem, kılıcım hürriyet.”


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: ZAFER VE SONSUZLUK

  1. 22 Gün 22 Gece Ateş düştü Maraş’a. Evler yandı, yürekler kabardı. Ama 22 gün 22 gece sonra; Fransız bayrağı yerle bir, işgalciler kaçar hâlde… 11 bin düşman mezarı, 1 milletin dirilişiyle dolduruldu.
  2. “Kahraman” Unvanı Maraş, 1973’te TBMM kararıyla “Kahraman” unvanını aldı. O artık yalnız bir şehir değil; Anadolu’nun şah damarıydı.
  3. Ruhun Şahlanışı Bugün Maraş’ta her taş şöyle fısıldar:

— “Bir imam vardı, süt satardı; Bir kurşun sıktı, tarih yazdı!”


SONSÖZ: KANLA YAZILAN DESTAN

Maraş’ta özgürlük, bir sütçünün alnındaki terde, bir annenin gözyaşında, bir çocuğun yumruğunda yazıldı.

Ve o destan şöyle dedi:

— “Maraş bize mezar olmadan, Düşmana gülzar olmaz!”

“BİR KURŞUNUN İZLERİ”

I
Bir şehir uyurken hürriyetsiz,
Süt satardı Uzunoluk’ta bir yiğit,
Fransız çizmesi çiğnediği an,
Namus, kurşun oldu o yiğidin elinde bit!

II
Minareler “Allahuekber” dedi,
Taş evler sırt verdi şaha kalkan atlara,
Rahime’nin bayrağı, Güllü’nün yağı,
Destan oldu Maraş’ın kızıl matemine katkı!

III
Yirmi iki gece yandı ocaklar,
Analar, beşik sallarken söyledi marşını,
“Ölmeden düşmek mi? Asla!” dedi her çocuk,
Toprak, kanla yoğruldu kendi aşını!

IV
Bugün o taş sokaklar fısıldar hâlâ,
Sütçü’nün dükkânında zaman donar,
Bir mermi ki kırılmaz bu milletin şahdamarı,
Destanlar, Sütçü İmam’la yeniden doğar!


Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top