varoluş

Şiir

Kayıp Zamanın Melankolisi

Bir saat kulesi suskun durur,Gölgesi geçmişe uzanır,İçinde donmuş zamana bürünmüşBir adam… silik hatıralarla yanan. Avuçlarında sararmış yapraklar,Her biri bir mevsimden düşme anı,Bir sevda, bir çocukluk kahkahası,Bir vedanın soğuk izi… kanı. Gözlerinde çalkalanan boşluk,Rüzgârla savrulan bir iç çekiş,Her düşen yaprakla eksilir,Kendi içinden göçer yavaşça. Saatler çalmaz artık,Tıkırtılar içe işler,Dakikalar kanayan dize olurVe şair, sustukça söyler. Zamanın […]

Fabl

GÖLGENİN İSYANI

Ana Fikir: Özgürlük sorumluluk ister; bağımsızlık ve bağlılık dengede olmalıdır. 1. Bölüm: Gölgeyi Hiç Düşünmeyen Adam Güneşin doğduğu her sabah, Lucan adında genç bir adam ormana yürür, kendi yansımasıyla gurur duyardı. Boyu düzgün, saçları ışıkta parlar, adımları kararlıydı. Ancak Lucan, her şeyin bir parçasını görmezden gelirdi: Gölgesini. Gölge onunla her yere giderdi: yürürdü, uzardı, kısalırdı.

Fabl

“Kum Saati ve Sonsuzluk”

Zamanın ötesinde bir yerde, antik bir kütüphanenin rafları arasında unutulmuş bir kum saati vardı. Altın çerçevesi tozla kaplı, camı puslanmıştı. İçindeki incecik kum taneleri, belki de yüzyıllardır aynı yerde asılı duruyordu. Kütüphanenin diğer sakinleri – tüylü mürekkeple yazılmış elyazmaları, deri ciltli kitaplar, pirinçten yapılma pusulalar – onun varlığını neredeyse unutmuştu. Ta ki bir gün, yeni

Fabl

İsyanın Doğuşu

Güneş, gökyüzünde tam tepedeyken Narcis, yine kendi güzelliğini seyrediyordu. Gölge, bu kez alışılmadık bir şey yaptı: “Artık yeter!” dedi, keskin bir sesle. Narcis irkildi, etrafına bakındı. “Kim konuştu?” “Ben,” dedi gölge, yerde uzanan karanlık leke. “Senin gölgen. Yıllardır peşinden sürükleniyorum. Hiçbir seçim hakkım yok. Nereye gidersen gideyim, seninle gelmek zorundayım. Ama artık buna bir son vermek istiyorum.” Narcis güldü. “Saçmalama!

Deneme

Kelimenin Gücü: Sessizliğe Karşı Edebiyat

(Bölüm 1) Bazı duygular vardır ki, ne çığlıkla dile gelir ne de gözyaşıyla silinir. İşte tam bu noktada, kelimeler devreye girer. Edebiyat, insanın içindeki en sessiz çığlığı duyurmasının yoludur. Belki de bu yüzden, en çok sustuğumuz anlarda kaleme sarılırız. Yazmak, konuşulamayanı dile getirmenin, görülmeyeni görünür kılmanın, bastırılanı özgür bırakmanın bir aracıdır. Edebiyat, sadece estetik bir

Scroll to Top